REKLAM
yunuskarakoc
yunuskarakoc

101
Başlık
104
Entry
214
Beğeni
1
Takip
kullanıcı bilgileri
Üyelik Tarihi:
26.03.2025
Son Giriş:
Bilinmiyor
Durum:
Aktif
Rol:
Admin
anonim sözler 12 saat önce
0 beğeni
"Tekrar çocuk olmak istediğin zaman bir çocuk sevindir."
yetişkin olmak 1 hafta önce
0 beğeni
küçük umutsuzlukların birikimidir
iyilik 1 hafta önce
1 beğeni
“İyiliğin karşılığını beklemek, onu satmak demektir. Nankörlükle karşılaşma korkusuyla iyilik yapmaktan vazgeçmemeliyiz; çünkü bir iyiliğin en büyük ödülü, o iyiliği yapmış olmanın ta kendisidir.“
-Seneca - İyilik Üzerine
hayat 3 hafta önce
1 beğeni
Hayat tek kelime: "sevgi". Kurulduğu kadar yaşarsın.
REKLAM
0 beğeni
bu kış sevenler sebebiyle gerek ısınma bedelleri ve gerekse doğa düzenin bozulmasına yönelik rezilliğin tazminatının alınması gerekli
f1 2026 3 ay önce
3 beğeni
Test yarışlarında insanları heyecanlandıran inovatif mühendislik çalışmaları ve güç ünitelerine dair yeni detaylar gördük ilk başta ferrari’nin ters dönebilen arka kanadıydı sadece 5 tur test etti ve kullanılacağı düşünülmüyor ama oldukça dikkat çekti uçak kanadı gibi görünen bu kanat arabanın sürtünmesini kolaylaştırabileceği düşünüldü ikinci detay ise kalkışlarda yine ferrari’nin büyük başarısı küçük turbo motoru sayesinde kolay devreye...
devamını gör
f1 2026 3 ay önce
2 beğeni
2026 yılında yeni takımlar ve yeni güç üniteleri pek çok değişiklik ile evrimleşen yeni araçlar yeni sürprizler getirebilir Audi ve Cadillac acaba gridde kendine nasıl yer bulacak yeni güç ünitelerinin %50 elektrik %50 yakıt ile çalışması nasıl bir sonuç verecek hep birlikte izleyeceğiz şuan başka tartışma konusu ise Mercedes’in yeni güç ünitesinin içine yerleştirdiği motor ısındığında yakıtı sıkıştırarak kuralları esneten bir yapıya sahip çünk�...
devamını gör
iyilik 4 ay önce
1 beğeni
bir insanın ne kadar iyi bir insan olduğu ile ilgili bir kanaate varmak gerektiğinde onun diğer insan ve canlılara acı vermemek için ne kadar çaba harcadığına bakmalıyız.

arthur schopenhauer
mutluluk 5 ay önce
1 beğeni
sadece mutlu olmayı istesek kolay olacaktı, ama biz başkalarından daha mutlu olmak istiyoruz. Bu da oldukça zor, çünkü onları daima olduklarından daha mutlu sanırız.

Charles de Montesquieu
REKLAM
tahterevalli 5 ay önce
2 beğeni
iyice görüyorum artık düzeni. orada, bir avuç insan oturuyor yukarıda, aşağıda da birçok kişi. ve bağırıyor yukardakiler aşağıya: "çıkın buraya gelin ki, hepimiz olalım yukarıda." ama iyice gözlediğinde görüyorsun, neyin saklı olduğunu yukardakilerle, aşağıdakiler arasında. bir yol gibi gözüküyor ilk bakışta. yol değil ama. bir tahta bu. ve şimdi görüyorsun açıkça; bu bir tahterevalli tahtası. bütün düzen bir tahterevalli aslında. iki ucu birbirin...
devamını gör
2 beğeni
Sevmek ve kazanmak en iyi şeydir. Sevmek ve kaybetmek, bir sonraki en iyi şey" - William Makepeace Thackeray
3 beğeni
İlk arabamız Behzat Ç dizisinden efsane kırmızı Volkswagen Beetle
Entry görseli
3 beğeni


1992 Los Angeles Olayları (genellikle "Rodney King Olayları" olarak da anılır), Amerika Birleşik Devletleri'nin yakın tarihindeki en yıkıcı sivil kargaşalardan biridir. Olayların temelinde, Los Angeles Polis Departmanı (LAPD) ile özellikle Afrikalı-Amerikalı topluluk arasındaki derin ve uzun süredir devam eden ırksal gerilim, polis şiddeti ve ekonomik eşitsizlik yatıyordu. Olayları ateşleyen doğrudan kıvılcım, 3 Mart 1991'de yaşanan bir olay ve ardından gelen hukuki süreç oldu. O gece, şartlı tahliyede olan Afrikalı-Amerikalı Rodney King, yüksek hızlı bir polis takibinin ardından dört LAPD memuru (Laurence Powell, Timothy Wind, Theodore Briseno ve Stacey Koon) tarafından durduruldu. Amatör bir kameraman olan George Holliday tarafından tesadüfen videoya çekilen olayda, memurların yerde yatan King'e defalarca copla vurduğu, tekmelediği ve şok tabancası kullandığı görüldü. Bu kaset, ulusal medyada defalarca yayınlanarak polis şiddetini somut bir şekilde gözler önüne serdi ve büyük bir kamuoyu tepkisine yol açtı.

Olayların patlama noktası, bir yıl sonra, 29 Nisan 1992'de bu memurların yargılandığı davanın sonuçlanmasıyla geldi. Dava, gerilimi azaltmak amacıyla, ağırlıklı olarak beyazların yaşadığı ve polis ailelerinin yoğunlukta olduğu bir banliyö olan Simi Valley'e taşınmıştı. Çoğunluğu beyazlardan oluşan jüri, üç memuru tüm suçlamalardan beraat ettirdi; dördüncü memur hakkındaki bir suçlamada ise karara varılamadı. Bu karar, Los Angeles'taki Afrikalı-Amerikalı topluluk başta olmak üzere, adaletin sağlanmadığını düşünen milyonlarca insan için bir şok etkisi yarattı. Kararın açıklanmasından sadece birkaç saat sonra, South Central Los Angeles'taki Florence ve Normandie kavşağı, öfkenin ilk patlama noktası oldu. Reginald Denny adında beyaz bir tır şoförü, aracından zorla indirilerek kalabalık tarafından feci şekilde dövüldü ve bu anlar helikopterden canlı yayınlandı. LAPD'nin bölgeden çekilmesi ve duruma müdahalede geç kalması, şiddetin hızla kontrolden çıkmasına ve şehrin dört bir yanına yayılmasına neden oldu.
devamını gör
0 beğeni
Red Bull'un hikayesi, bana göre modern pazarlamanın en çarpıcı dersi. Bir ürün başarısından öte, bir vizyonerlik dersidir. Red Bull'un dehası, mevcut talebi karşılamakta değil, piyasada var olmayan bir ürünü dayatmakta.
REKLAM
3 beğeni
Bir pazarlama efsanesi olan Red Bull ile başlayalım.

Red Bull'un kuruluş hikayesi, Avusturyalı bir pazarlama yöneticisi olan Dietrich Mateschitz'in 1980'lerin başında Tayland'a yaptığı bir iş seyahatine dayanıyor. Mateschitz, jet lag (uçuş yorgunluğu) yaşadığı bu seyahatte, yerel olarak popüler olan ve kamyon şoförleri ile işçiler tarafından uyanık kalmak için tüketilen "Krating Daeng" (Kırmızı Gaur) adlı içeceği denedi ve mucizevi iyileştirici etkisinden etkilendi. Orijinal formülü Batı damak tadına uyarlayarak ve Taylandlı iş ortağı Chaleo Yoovidhya ile ortaklık kurarak 1984 yılında Red Bull GmbH'yi kurdu. Yaklaşık üç yıl süren titiz bir formül, ambalaj (gümüş-mavi, ince ve uzun kutu tasarımı) ve marka konumlandırması çalışması sonrasında, Red Bull Enerji İçeceği ilk kez 1 Nisan 1987'de Avusturya'da piyasaya sürüldü ve bu lansman, enerji içecekleri adında yepyeni bir ürün kategorisinin doğuşunu simgeledi. Piyasaya sürüldüğü ilk yıllarda, alışılmadık tadı ve yüksek fiyatı nedeniyle şirket ciddi zararlarla karşılaşmasına rağmen Mateschitz, potansiyele inanmaya devam etti ve markasının kendi pazarını sıfırdan yaratması gerektiğini fark etti. Tayland'daki düşük gelirli işçilere yönelik konumlandırmanın aksine, Red Bull'u Batı'da premium fiyatlı, lüks ve yüksek enerjili bir ürün olarak konumlandırdı ve bu durum Mateschitz'i tamamen gerilla pazarlama stratejisine yöneltti.

Red Bull'un pazarlama dehası, tam anlamıyla gerilla pazarlama taktiklerini temel aldı. Şirket, geleneksel reklamlara büyük bütçeler harcamak yerine, düşük maliyetli ancak yüksek etki yaratan yaratıcı yöntemler kullandı. Bunun en bilinen örneği, ilk yıllarda "Red Bull ekibi" adı verilen üniversite öğrencilerinin işe alınmasıydı. Öğrenciler, üzerinde devasa Red Bull kutusu maketlerinin bulunduğu özel araçlarla (Mini Cooper'lar gibi) üniversite kampüslerinde, kütüphanelerde, barlarda ve gece kulüplerinde gezinerek, doğrudan hedef kitleye ücretsiz ürün örnekleri dağıttılar. Bu, ürünü genç ve trend belirleyici kitle arasında "havalı" ve "aykırı" bir imajla tanıttı ve kulaktan kulağa yayılan devasa bir pazarlama etkisi yarattı. Bir diğer klasik gerilla taktiği ise, markanın popülerlik algısını yaratmak amacıyla özellikle İngiltere'deki yoğun gece kulüplerinin ve barların tuvaletlerine boş Red Bull kutularının bırakılmasıydı. Bu yöntem, tüketicide markanın zaten popüler olduğu izlenimini yaratarak deneme isteğini artırdı.
devamını gör
3 beğeni
Ressam: Théodore Géricault Tarihi: 1818–1819

Tablo, 1816 yılında Senegal açıklarında karaya oturan Fransız fırkateyni Méduse'nin kazazedelerinin yaşadığı dramı anlatır. Kaptan ve subayların cankurtaran sandallarıyla kaçmasının ardından, 150 kişi derme çatma bir sala mahkûm edilmiş ve 13 gün boyunca açlık, susuzluk ve yamyamlıkla mücadele etmiştir. Géricault, kurtarılmadan hemen önceki anı, umutsuzluk içindeki figürleri ve en tepede kurtuluş gemisine i�...
devamını gör
Entry görseli
Ayrıca öznel olarak 33 yaşıma bastığım gün bu oyunu oynamak, bana bambaşka bir empati kapısı açtı.
Oyunun temel hikayesi, Ressam'ın çizdiği sayının "33" olması Gustave karakterinin 33 sayısına taş fırlatması, o karakterlerle aynı kaderi paylaşıyormuşum gibi hissettim. Onlar son görevlerine çıkarken, ben kendi "Expedition 33"'üme, yani hayatımın yeni otuzlu yaşlar seferine başlıyordum. Bu, sadece bir oyun değil, hayatın kırılganlığını, umudu ve kaçın...
devamını gör
Bu oyun tam anlamıyla beklenmedik bir başyapıt. Fransız stüdyo Sandfall Interactive'in ilk oyunu olmasına rağmen, ortaya koyduğu sanatsal vizyon, yürek burkan hikaye ve dinamik sıra tabanlı dövüş sistemi ile JRPG türüne taze bir soluk getirmiş.

Oyunun hikayesi, Belle Époque Fransa'sından ilham alan, görsel olarak nefes kesici bir dünyada geçiyor. Her yıl bir "Ressam Kadın" uyanıp bir sayı çiziyor ve o yaştan büyük herkes duman olup yok oluyor. Bu yılki sayı 33 ve siz, bu laneti durdurmak için son bir umutla yola çıkan Expedition 33 ekibinin bir parçasısınız. Hikaye; ölüm, kader ve umutsuzluk gibi derin temaları işlerken, karakterlerin alt metinleri o kadar zengin ki, her birinin kişisel motivasyonunu anlamak size ayrı bir keyif veriyor.

Oyunun asıl yıldızı ise dövüş sistemi. Klasik sıra tabanlı yapıyı alıp, içine gerçek zamanlı Quick-Time Event (QTE) mekanikleri ve zamanlamalı aksiyonlar ekleyerek savaşı inanılmaz derecede sürükleyici ve zorlu hale getirmişler. Artık saldırırken veya savunurken sadece menü seçmekle kalmıyor, aynı zamanda doğru zamanda tuşa basmanız gerekiyor. Bu, her savaşı bir strateji ve ritim oyunu harmanına dönüştürüyor.
devamını gör
Entry görseli
Günümüzde gelişmiş ekipmanlarla bile zorlu bir tırmanış olan 3916 metrelik Erciyes Dağı’nın zirvesine çıkan ilk Türk kadının hikayesi, azmin ve Cumhuriyet ruhunun en güzel örneklerinden biridir. Bu öncü isim: İlmiye Bergman.

Hikâye, dağcılığın Türkiye’de henüz emekleme aşamasında olduğu, kadınların spor alanında bu denli zorlu mücadelelere girmesinin pek de alışılmadık olmadığı bir dönemde, 26 Temmuz 1936’da Kayseri’de başlıyor. Henüz 22 yaşında olan İlmiye Hanım, o günkü imkânlarla, birçoğu askerlerden oluşan bir grupla tırmanışa katıldı. Öyle ki, grupta Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı olacak olan dönemin Üsteğmeni Cevdet Sunay da bulunuyordu.

İlmiye Bergman, tüm zorluklara rağmen o heybetli volkanik dağın zirvesine ulaşarak sadece kişisel bir zafer kazanmadı; aynı zamanda kendisine "İlk Türk Kadın Dağcı" unvanını kazandırdı. Onun bu eylemi, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kadına verdiği özgürlük ve bireysel başarı potansiyelinin somut bir göstergesiydi.
devamını gör
Entry görseli
REKLAM
İkinci Dünya Savaşı'nın en tuhaf kahramanlarından biri, Polonya İkinci Kolordusu'nun resmi personeli olan bir Suriye boz ayısıydı: Er Wojtek. Bu devasa, bira seven savaşçı, sadece bir maskot olmaktan çok uzaktı; tarihin en zorlu cephelerinden birinde askerlere gerçek bir er gibi yardım etti.

Wojtek'in askerlik macerası, 1942 yılında İran'da, annesi ölmüş küçük bir yavruyken başladı. Polonyalı askerler tarafından bulunan ayı, kısa sürede birliğin neşe kaynağı oldu. Adını Lehçede "mutlu savaşçı" anlamına gelen Wojtek koydular ve onu biberonla beslediler. Büyüdükçe favori yiyecekleri bal, meyve ve askerlerin paylaştığı bira oldu; hatta askerlerle güreşmek ve sigara içiyormuş gibi yapmak en büyük eğlencesiydi.

Ayının resmi bir asker olmasının nedeni ise tamamen bürokrasiydi. 1944'te birlik, İtalya'daki kritik Monte Cassino Muharebesi'ne katılmak üzere gemiyle sevk edilecekti. Liman kuralları hayvanların gemiye binmesini yasaklayınca, Polonyalılar pratik bir çözüm buldu: Wojtek'e bir kimlik numarası ve er rütbesi vererek onu resmen askeri personel yaptılar.
devamını gör
Entry görseli
anonim sözler
Genel • 12 saat önce
1 entry • 6 görüntüleme
yetişkin olmak
Genel • 1 hafta önce
1 entry • 41 görüntüleme
f1 2026
Spor • 3 ay önce
3 entry • 304 görüntüleme
iyilik
Genel • 4 ay önce
3 entry • 371 görüntüleme
tahterevalli
Genel • 5 ay önce
2 entry • 368 görüntüleme
sevmek ve kaybetmek
Genel • 5 ay önce
1 entry • 358 görüntüleme
hot wheels üretim atölyesi
Genel • 6 ay önce
1 entry • 487 görüntüleme
1992 los angeles olayları
Genel • 7 ay önce
1 entry • 517 görüntüleme
pazarlama efsaneleri
Genel • 7 ay önce
2 entry • 482 görüntüleme
medusanın salı
Sanat • 7 ay önce
1 entry • 463 görüntüleme
clair obscur expedition 33 - yılın başyapıtı olmaya aday
Oyun • 7 ay önce
2 entry • 599 görüntüleme
devlet çökerken soytarılar dahi gülmez
Sanat • 7 ay önce
1 entry • 574 görüntüleme
half life
Oyun • 8 ay önce
1 entry • 464 görüntüleme
güncel en sevdiğiniz oyun sıralaması
Oyun • 8 ay önce
4 entry • 564 görüntüleme
bir ürünün küresel marka olabilmesi ülkenin gücüyle mi ilgili
Genel • 8 ay önce
1 entry • 401 görüntüleme
görsel promptlar
Genel • 8 ay önce
1 entry • 406 görüntüleme
orta sınıf
Genel • 8 ay önce
1 entry • 398 görüntüleme
shiftdelete ve mobbing
Genel • 8 ay önce
1 entry • 374 görüntüleme
Tolstoy'un "İnsan ne ile yaşar" adlı kitabında, çiftçi Pahom'un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.
Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom'a "Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım." der. "Yoksa bütün hakkını kaybedersin."
Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama kesilir takati. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken,
Pahom'un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz...
Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom' u bu mezara gömerler. Reis Pahom'un mezarının başında durur şöyle der: "Bir insana işte bu kadar toprak yeter!"
Galiba Dünya Kararlar Meclisi iklim konusundaki görüşlerimi biraz fazla ciddiye aldı. Havaların azıcık ısınmasını talep ediyorum 3 5 derece gayet yeterli
İnsanın hakikati, sana gösterdiğinde değil gösteremediğindedir. Bundan ötürü onu tanımak istersen dediklerine değil demediklerine kulak ver. Ne gariptir ki toplum olarak aklı yavaş olana değil de ayağı yavaş olana; yüreği kör olana değil de gözü kör olana acırız.
Halil Cibran
Bir insanın hayalini gerçekleştirmek en büyük iliklerden biri
bilmiyorum ama mercedes bu işin piri olmuş durumda artık, bir sorun çıkacağını zannetmiyorum.
Bir insanı ahlaki iyi olursa tek olsa bile onun için bir hiçtir ahlak en önemli huydur bir insanı ahlaki kötü ise yanında hiç kimse gitmes
Ailen varsa hayttaki en mutlu insan sensin 👈
Son dönemde devasa bütçelerle animasyon film/ dizi yapan sektör devlerinin çıkardığı hiçbir derinliği olmayan karakterleri baştan savma, senaryoları yarım yamalak olan bir ton iş görmeye başladık. Bu fırsattan istifade eden görece küçük animatörler şu sıra sektörde bütçeden çok fikirlerin çok daha önemli olduğunu gösteriyor. Örneklee vermek gerekirse
-Hasbin Hotel
-Vox Machina
-Mighty Nien olarak sayılabilir bunlar amazon tarafından desteklenen ve ilk başta youtube üzerinden kitle kazanmış işler bir de hâlâ youtube üzerinden devam eden seriler var
-Space King
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez,
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
Nihilizm (hiççilik) bilgi, değer ve varlık felsefesiyle ilgili bir öğretidir. Nihilistlere göre hiç bir şeyin hakikati yoktur. Hiçbir şeyin hakiki bilgisine ulaşmak da mümkün değildir. Bu bakımdan insan eylemlerini Nihilizmbelirleyen ahlaki değerlerden bahsedilemez
Nihilistlere göre insanlar güçlüler ve zayıflar
diye ikiye ayrılır. Mevcut ahlak sistemini Tanrı'ya inanan zayıf insanlar oluşturmuştur
ve bu ahlak sistemi köle ahlakıdır. Bu ahlakın karşısında güçlü insanların oluşturduğu efendi ahlakı vardır. Üstün insan, çağının modası geçmiş değerlerini reddeden, yeni değerler oluşturabilen insandır. Hiçbir değer tanımamayı ifade eden üst bir kavram olarak nihilizmin epistemik, metafizik, sosyal ve politik gibi çeşitli türevlerinden bahsedilebilirse de değersizleştirmenin sosyal hayattaki en yıkıcı boyutu tüm ahlaki değerlere açıkça cephe alan ve onları yok edilmesi gereken insanlığın ürettiği bir hastalık olaraNihilizm (hiççilik) bilgi, değer ve varlık felsefesiyle ilgili bir öğretidir. Nihilistlere göre hiç bir şeyin hakikati yoktur. Hiçbir şeyin hakiki bilgisine ulaşmak da mümkün değildir. Bu bakımdan insan eylemlerini belirleyen ahlaki değerlerden bahsedilemez
Nihilistlere göre insanlar güçlüler ve zayıflar
Tabletop skirmish türünde bir minyatür oyun türüdür. Mike Franchina ve Tuomas Pirinen tarafından 2022 yılında yazılmaya başlanmış çok taze bir lore'a sahip. Buna rağmen çok derin bir hikayeye ve çok büyük detaylara sahip hikayenin konusu şöyle;
1099 yılında Birinci haçlı seferleri başarılı olmuş ve tapınak şövalyeleri Kudüs'e girmeyi başarmıştı. Mescid-i Aksa'nın altına indiklerinde bir eser keşfettiler. Bu şeytani eserin etkisinde kalarak yozlaştılar ve Kudüs'e cehennemi kapısını açtılar. Hikaye bu tarihten 800 yıl sonra 1914 yılında geçiyor. Bu evrende tanrı artık sorgulanamaz şekilde gerçek çünkü oyun tarihine göre 1477 yılında şöyle bir olay var "The City of Argos is taken by God and it is no more...". Bu tarz şaşırtıcı eklentilerin yanı sıra ibrahimi dinler aşırı iyi araştırılmış bu lore yazılırken her bir detay ayrı bir etkileyici. Batıda Trench pilgirims, new Antioch doğuda Iron Sultanate, Levant bölgesini ele geçirmiş Court of the Seven Headed Serpent ve Black Grail cehennem güçleriyle savaşmaya devam ediyor. ilgililer için aşağıya linkler bırakıyorum şu an açıkladığımdan çok daha fazlası var çünkü lore içerisinde.

Trench Crusade Lore Sayfası:
https://www.trenchcrusade.com/from-the-official-and-true-annals-of-the-church-history
Entry görseli
Ben kişisel olarak AAA oyunlara karşı alerjisi bulunan bir insanım milyon dolarlarla reklamını yapıp hype yarattıktan sonra çıkan bir oyunun bana göre satılmama olasılığı yok. Bununla birlikte kötü çıkma ihtimali de çok artıyor çünkü zaten ünlü olan oyun markalarının "Zaten biz sıçsak yine oynarlar" mantığı ile yaptığı oyunların sayısı bir hayli arttı ve işin kötü yanı haklılar, İnsanlar bu oyun firmaları sıçsa da alıyor , oynuyor....
Bundan ötürü küçük bütçeli 'İndie' oyunları daha iyi bulmaya başladım özellikle son dönemde. Ellerindeki ufak imkanlarla güzel bir iş çıkarabilmek ve ön planda kalabilmek için daha önce yapılmamış bir şey yapmaya çalışıyorlar bu da çok farklı güzel denemelerin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Şimdi bu tarz oyunlar arasından en çok sevdiğim 10 tanesini sıralamaya koymadan listeleyeceğim:
1. Return of the Obra Dinn
2. Dead Cells
3. Risk of Rain
Eylül ayı geldi mi Anadolu’da kadınların üstüne bir telaş çöküyor, özellikle de annemin. Bu telaş öyle böyle değil; sanki kış ayları değil de kıtlık kapıda, savaş eli kulağında… Oysa şunun şurasında 2-3 ay kış yaşıyoruz, ona da kış denirse tabii. Ama annem, sanki önümüzde en az 6 ay sürecek zorlu bir dağ hayatı varmış gibi salçalar kaynatılıyor, tarhanalar seriliyor, kurutmalıklar ipe diziliyor, turşular kuruluyor. Evde asla bitmeyen hummalı bi...
Entry görseli
Baba'ya

Ne zaman varlığını hissedeceğim senin
Işığı görebiliyor ve sıcaklık üstümdeyken
Nasıl ezip geçebiliyor beni aydınlıklar
Balkonda oturuyordum, alt katımızdaki dükkan sahibi abi köpeğini gezdiriyordu. bizim binanın bahçesindeki güllerden birini kopardı, arkasına saklayarak yürüdü. eşine götürecekti belli ki… orta yaşlı bir çift ama hâlâ birbirlerine böyle küçük sürprizler yapabilmeleri, sevgileri… aahh.. içimde bir sıcaklık yayıldı. kalbim biraz eridi, ne kadar tatlı bir ana şahit oldum.
SONUNDAAAAA. Bugün 6 yıllık bekleyiş sona erdi Team Cherry Sonunda SONUNDA Çıkış tarihini 4 Eylül olarak açıkladığı son bir trailer paylaştı. Bu hikayede İlk oyunda çokça gördüğümüz Hornet karakteri ile maceralara atılacağız trailer linki https://youtu.be/6XGeJwsUP9c?si=ZbusLvM2BE72ccVI
İMKANSIZ

Ayrı yazılan kelimelerin bile beraber yazılma ihtimali varken
Bizim beraber yazılma ihtimalimiz yoktu sevgilim .
Belki de bu yüzdendi imkansızı istemek,
Ekonominin yaşam döngüsü:
‎Gelişimi engelleyene kadar kanunsuz kapitalizm sürer.
‎Sonra kanunlar, güvenlik güçleri ve vergiler gelir.
‎Ondan sonra: Kamu hizmetleri.
‎Sonra da nihayet fazla harcama ve çöküş.
Gelmeyişin Üzerine

Bir yanım gece gibi—suskun,
Öbür yanım: adını sayıklayan bir rüzgar.
Her cümlem eksik kalıyor
ilk kez kanaviçe yapmaya karar verdim. ne var ki, dedim, ipi iğneye geçir, deliklerden çaprazla geç, mis gibi.
naif bir heves, büyük bir yanılgıymış.
beyaz kumaşa bakıyorsun… ama bakıyorsun. delik nerede, iğne nereye girip nereden çıkacak? gözlerimle kumaş arasında geçen ilk 15 dakika boyunca yemin ederim küçük bir körlük yaşadım.

ayrıca ipliği iğneye geçirme süresi > işleme süresi bu nasıl bir rezalet. ip bir türlü geçmiyor, geçen kıvrılıyor, kıvrılan düğüm oluyor, düğüm olan sinir ediyor.
5 entry